Değerli meslektaşlarımız
Prostatit kelimesi anlam açısından prostat bezinin iltihabı gibi düşünülse de
geleneksel olarak üroloji pratiğinde alt üriner sistem yakınmaları, inflamasyon,
prostat ve nöronal kökenli ağrı ve etyopatogenezi tam olarak anlaşılamayan klinik
tabloyu ifade etmek için kullanılmaktadır. Erişkin yaş gruplarında %8-14 oranında
saptanan prostatitler erkeklerde 50 yaş altında en sık, 50 yaş üzerinde ise benign
prostat hiperplazisi (BPH) ve prostat kanseri ile birlikte üçüncü sıklıkta tanı konulan
üriner sistem hastalığıdır. Yaklaşık 200 yıldır bilinmesine rağmen özellikle
kronik pelvik ağrı sendromunda (tip 3 kronik prostatit) nedenler, uygulanan tedaviler
ve etyopatogenez hala tartışmalı olup; geleneksel yöntemlerle olguların
ancak %5-10’unda etken patojenin gösterilebilmesi, klinik olarak prostatit tanısı
konulan hastaların bir kısmının histolojik incelemelerinde prostatit tanısının gösterilememesi
ya da histolojik olarak prostatit tanısı konulan hastaların bir kısmında
hiçbir klinik yakınmanın olmaması henüz tam olarak açıklanamamıştır.
Son dönemlerde yapılan geniş çalışmalar sonrası hastalığın aslında sanılandan
daha kapsamlı ve daha geniş semptom kümesine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan popülasyon çalışmalarında erişkin erkeklerin %50’sine yakınında hayatlarının
herhangi bir döneminde geçirilmiş prostatit ile uyumlu şikayetler bulunduğu
saptanmıştır.
Prostatitlerle ilgili geçmiş yıllara göre daha yoğun çalışmaların yapıldığı ve bu
konuda gerek etiyoloji, gerekse de patogenez ve tedavilerde önemli ilerlemeler
sağlandığı anlaşılmaktadır. Ülkemizde özellikle bu konuda yazılı kaynakların oldukça
sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Üroloji alanındaki kılavuzlar ve güncel literatürler
ile klinik deneyimleri içeren bu kitabın tıp öğrencileri, uzmanlar ve akademisyenlerle
birlikte konuyla doğrudan ya da dolaylı ilişkili sağlık çalışanları için
faydalı olacağı düşünceleriyle emeği geçenlere teşekkür ederiz.